Kaygı İçin EMDR Terapisi: Anksiyete ve Kaygı
Kaygı İçin EMDR Terapisi: Anksiyete, Kaygı Belirtileri ve Terapi SüreciKaygı, belirsizlikler karşısında kendimizi korumamıza yardımcı olan doğal bir duygudur. Ancak bazen belirgin bir tehlike bulunmadığında bile bedenimiz alarmda kalabilir. Gelecekte kötü bir şey olacağı düşüncesi, sürekli tetikte olma hali, kontrolü kaybetme korkusu veya günlük yaşamı etkileyen yoğun endişeler zamanla yorucu hale gelebilir.
Kaygının nedenleri kişiden kişiye değişir. Geçmişte yaşanan zorlayıcı deneyimler, güncel yaşam koşulları, düşünce alışkanlıkları ve bedensel etkenler kaygının ortaya çıkmasında veya sürmesinde rol oynayabilir.
EMDR terapisi, özellikle travmatik anılarla ilişkili belirtilerin ele alınmasında kullanılan ve bazı kaygı sorunlarında da değerlendirilebilen bir psikoterapi yaklaşımıdır. Peki EMDR kaygı üzerinde nasıl çalışır? Anksiyete yaşayan herkes için uygun mudur? Terapi sürecinde neler yaşanır?
Bu yazıda kaygı ve EMDR terapisi arasındaki ilişkiyi, hangi durumlarda değerlendirilebileceğini ve terapi sürecine ilişkin sıkça sorulan soruları ele alacağız.
EMDR terapisi nedir?
EMDR, İngilizce Eye Movement Desensitization and Reprocessing ifadesinin kısaltmasıdır. Türkçede Göz Hareketleriyle Duyarsızlaştırma ve Yeniden İşleme olarak adlandırılır.
Francine Shapiro tarafından geliştirilen bu psikoterapi yaklaşımında kişinin geçmiş deneyimlerine ilişkin anılar ve bu anılarla bağlantılı düşünceler, duygular ve bedensel tepkiler yapılandırılmış bir süreçte ele alınır.
EMDR terapisi yalnızca göz hareketlerinden ibaret değildir. Süreç; kişinin öyküsünün alınması, ihtiyaçlarının değerlendirilmesi, hazırlık yapılması, uygun hedeflerin belirlenmesi ve anıların yeniden işlenmesi gibi aşamaları içerir.
EMDR, özellikle travma sonrası stres bozukluğunda kullanılan bilimsel olarak araştırılmış psikoterapi yaklaşımlarından biridir. Kaygı belirtilerindeki etkisine ilişkin araştırmalar da bulunmakla birlikte, her kaygı bozukluğunda aynı düzeyde etkili olduğu söylenemez.
Kaygı neden ortaya çıkar?
Kaygı tek bir nedene bağlı olarak gelişmeyebilir. Bazı kişilerde belirsizlik karşısında kontrol ihtiyacı ön plana çıkarken bazı kişilerde geçmişte yaşanan zorlayıcı olaylar, eleştirilme korkusu veya güvende hissetmeme hali etkili olabilir.
Örneğin çocukluk döneminde sık sık eleştirilen bir kişi, yetişkinlikte hata yapmayı kabul edilmemekle ilişkilendirebilir. Geçmişte ani bir kayıp yaşayan biri, sevdiklerine bir şey olacağı düşüncesiyle yoğun endişe yaşayabilir. Zorlayıcı bir sosyal deneyim yaşayan başka biri ise benzer ortamlarda yeniden incinmekten korkabilir.
Bu deneyimler herkes üzerinde aynı etkiyi yaratmaz. Ayrıca bugün yaşanan her kaygının geçmişteki bir olaydan kaynaklandığını düşünmek de doğru değildir.
Kaygının sürmesinde şu etkenler rol oynayabilir:
- Olumsuz ihtimalleri sürekli düşünmek.
- Belirsizliğe tahammül etmekte zorlanmak.
- Hata yapmaktan veya olumsuz değerlendirilmekten korkmak.
- Kaygı uyandıran durumlardan kaçınmak.
- Bedensel belirtileri tehlike işareti olarak yorumlamak.
- Geçmişteki zorlayıcı deneyimlerle bağlantılı duygusal tepkiler yaşamak.
Kaygının hangi etkenlerle ilişkili olduğunu anlamak, uygun psikoterapi yaklaşımının belirlenmesine yardımcı olur.
EMDR terapisi kaygıya nasıl yardımcı olabilir?
Bazı durumlarda kişi, geçmişte yaşadığı bir olayın sona erdiğini bilse bile o olayla bağlantılı korku, utanç, çaresizlik veya tehlike hissini bugün de yaşayabilir. Benzer bir durumla karşılaştığında geçmişteki deneyimin etkisi yeniden ortaya çıkabilir.
EMDR terapisi, uygun görülen durumlarda bu deneyimlerin günümüzdeki duygusal ve bedensel tepkilerle ilişkisini ele almayı amaçlar.
Terapi sürecinde kişi ve terapist, kaygının hangi durumlarda ortaya çıktığını ve geçmişteki deneyimlerle bağlantılı olup olmadığını değerlendirir. Uygun bir hedef belirlendiğinde anıyla bağlantılı düşünceler, duygular ve bedensel duyumlar yapılandırılmış bir yeniden işleme sürecinde ele alınabilir.
Bu süreçte kullanılan çift yönlü uyarım, EMDR protokolünün bir parçasıdır. Ancak terapinin etkisini yalnızca göz hareketleriyle açıklamak doğru değildir.
Amaç geçmişte yaşananları değiştirmek değil, bu deneyimlerin bugünkü yaşam üzerindeki etkisini ele almaktır. Sürecin nasıl ilerleyeceği kişinin ihtiyaçlarına, belirtilerine ve terapi hedeflerine göre değişir.
Kaygı ve EMDR Terapisi Hakkında Bilgi
Kaygı, kişinin günlük yaşamını, ilişkilerini ve kendisini güvende hissetme biçimini etkileyebilir. Kaygının yoğunluğu ve ortaya çıktığı durumlar kişiden kişiye değişebilir. EMDR terapisi, kişinin yaşadığı bazı zorlayıcı deneyimlerin bugünkü duygu, düşünce ve tepkileriyle ilişkisini ele alan psikoterapi yaklaşımlarından biridir.
Psikolojik destek seçenekleri araştırılırken Halkalı psikolog, Atakent psikolog veya Küçükçekmece psikolog gibi aramalar yapılabilir. Bu bölgelerde psikolojik destek arayan kişilerin, uzmanların mesleki yeterlilikleri, çalışma alanları ve uyguladıkları terapi yaklaşımları hakkında doğru ve güncel bilgi edinmeleri önemlidir.
EMDR terapisi ve kaygı hakkında bilgi edinmek isteyen kişiler, yöntemin hangi durumlarda değerlendirilebildiğini, terapi sürecinin nasıl ilerlediğini ve kendileri için uygun olup olmadığının nasıl belirleneceğini öğrenebilir. Terapi yaklaşımının seçimi, kişinin ihtiyaçları ve bireysel değerlendirmesi doğrultusunda ele alınır.
Hangi kaygı sorunlarında EMDR değerlendirilebilir?
1. Sürekli endişe ve kötü bir şey olacak düşüncesi
Gelecekle ilgili olumsuz ihtimalleri tekrar tekrar düşünmek, rahatlamakta zorlanmak ve sürekli güvence aramak kaygının belirtileri arasında olabilir.
Bu durumda kişinin güncel yaşam koşulları, düşünce alışkanlıkları ve kaygıyı sürdüren davranışlar değerlendirilir. Geçmişteki belirli deneyimlerin güncel endişelerle bağlantılı olduğu düşünülüyorsa EMDR’nin uygunluğu da ele alınabilir.
2. Panik belirtileri ve kontrolü kaybetme korkusu
Çarpıntı, nefes darlığı hissi, baş dönmesi ve yoğun korku gibi belirtiler kişinin günlük yaşamını etkileyebilir. Yeniden panik yaşama korkusu, bazı kişilerin belirli yerlerden veya etkinliklerden kaçınmasına neden olabilir.
Panik belirtileri öncelikle uygun bir klinik değerlendirme gerektirir. Panik bozukluğunda bilişsel davranışçı terapi gibi kanıta dayalı yaklaşımlar önemli bir yere sahiptir. EMDR, özellikle belirtilerle ilişkili travmatik deneyimler bulunduğunda değerlendirilebilir.
3. Sosyal kaygı ve eleştirilme korkusu
Başkalarının yanında konuşurken yoğun kaygı hissetmek, hata yapmaktan korkmak veya insanların kendisini olumsuz değerlendireceğini düşünmek sosyal kaygıyla ilişkili olabilir.
Geçmişte yaşanan dışlanma, aşağılanma veya yoğun eleştiri deneyimleri bazı kişilerde bugünkü tepkilerle bağlantılı olabilir. Böyle bir bağlantı bulunduğunda EMDR ile bu deneyimlerin ele alınması değerlendirilebilir. Sosyal kaygıya yönelik bilişsel davranışçı terapi ve maruz bırakma çalışmaları da önemli tedavi seçenekleridir.
4. Travmatik deneyimler sonrasında ortaya çıkan kaygı
Kaza, şiddet, istismar veya başka bir sarsıcı olay sonrasında istenmeyen anılar, kâbuslar, kaçınma ve sürekli tetikte olma hali görülebilir.
Bu belirtiler travma sonrası stres bozukluğuyla ilişkili olabilir ve profesyonel değerlendirme gerektirir. EMDR, bu durumda kullanılabilen psikoterapi yaklaşımlarından biridir. Terapi süreci kişinin ihtiyaçlarına ve duygusal hazırlığına göre planlanmalıdır.
5. İlişkilerde güvende hissedememe
Yakın ilişkilerde terk edilme, reddedilme veya incinme korkusu bazı kişilerde yoğun kaygıya neden olabilir.
Bu korkuların geçmiş deneyimlerle ilişkisi varsa EMDR’nin uygunluğu değerlendirilebilir. Bununla birlikte ilişki örüntüleri, duygu düzenleme becerileri ve kişiler arası sınırlar üzerinde çalışmak da terapi sürecinin bir parçası olabilir.
EMDR terapisi kaygıyı tamamen ortadan kaldırır mı?
EMDR terapisi hakkında sıkça merak edilen konulardan biri, kaygının tamamen geçip geçmeyeceğidir.
Psikoterapide herkese aynı sonucu sağlayan veya iyileşme süresini kesin olarak belirleyen tek bir yöntem bulunmaz. EMDR bazı kişilerde zorlayıcı anılarla ilişkili rahatsızlığın azalmasına yardımcı olabilir. Ancak sonuçlar kişinin yaşadığı soruna, belirtilerin özelliklerine, mevcut koşullarına ve terapi sürecine göre değişir.
Kaygı yalnızca geçmiş deneyimlerle açıklanamayabilir. Güncel stres, uyku sorunları, düşünce alışkanlıkları, kaçınma davranışları ve bedensel sağlık da değerlendirilmelidir.
Bu nedenle terapi sürecinde yalnızca kaygının azalması değil, kişinin günlük yaşamına katılımı, zorlayıcı duygularla baş edebilmesi ve belirsizlik karşısında daha esnek davranabilmesi gibi hedefler de ele alınabilir.
EMDR terapisi süreci nasıl ilerler?
EMDR terapisi, zorlayıcı anıların ayrıntılarına hemen girilerek başlamak zorunda değildir. Öncelikle kişinin ihtiyaçları, belirtileri, geçmiş deneyimleri ve duygusal olarak ne kadar hazır olduğu değerlendirilir.
Genel olarak süreç şu aşamaları içerebilir:
Öykü alma ve değerlendirme: Kaygının ne zaman başladığı, hangi durumlarda arttığı ve günlük yaşamı nasıl etkilediği araştırılır.
Hazırlık: Gerektiğinde duygu düzenleme, kaynak geliştirme ve zorlayıcı duygularla baş etme becerileri üzerinde çalışılır.
Hedef belirleme ve yeniden işleme: Uygun görülen anılar ve bunlarla bağlantılı tepkiler, yapılandırılmış bir EMDR protokolü çerçevesinde ele alınır.
Değerlendirme ve izlem: Süreç boyunca belirtilerdeki değişim ve günlük yaşama etkiler gözden geçirilir. İhtiyaçlara göre terapi planı yeniden düzenlenebilir.
Her kişinin süreci aynı sırayla ve aynı hızda ilerlemeyebilir. Seans sayısı da bireysel değerlendirmeye göre değişir.
Kaygı için EMDR mi, bilişsel davranışçı terapi mi?
EMDR ve bilişsel davranışçı terapi farklı yöntemlerdir ve her durumda birbirinin yerine kullanılmaz.
Bilişsel davranışçı terapi, kaygıyı sürdüren düşünce ve davranış örüntülerini ele alabilir. Kaygı bozukluklarında kişinin ihtiyaçlarına göre yapılandırılmış müdahaleler ve maruz bırakma çalışmaları içerebilir.
EMDR ise özellikle travmatik anıların ve bunlarla bağlantılı tepkilerin yeniden işlenmesine odaklanır.
Hangi yaklaşımın uygun olduğu; belirtilerin niteliği, kişinin geçmişi, terapi hedefleri, tercihleri ve bilimsel kanıtlar doğrultusunda değerlendirilmelidir. Bazı durumlarda farklı yaklaşımların farklı hedefler için kullanılması da düşünülebilir.
EMDR terapisine başlamadan önce nelere dikkat edilmelidir?
EMDR’ye başlamadan önce kaygının niteliği, şiddeti, süresi ve kişinin yaşamına etkisi değerlendirilmelidir. Her kaygı yaşayan kişinin geçmişte travmatik bir deneyimi olduğu varsayılmamalıdır.
Gerektiğinde psikiyatri değerlendirmesi veya tıbbi inceleme de sürece eşlik edebilir. EMDR uygulamasını gerçekleştiren uzmanın bu alanda uygun eğitim ve yeterliliğe sahip olması, terapi sürecinin etik ilkeler çerçevesinde yürütülmesi önemlidir.
Terapi hedefleri gerçekçi biçimde belirlenmeli ve sonuçlara ilişkin garanti verilmemelidir.
Sıkça sorulan sorular
EMDR terapisi kaygıya iyi gelir mi?
EMDR, özellikle travma sonrası stres bozukluğunda kullanılan bir psikoterapi yaklaşımıdır. Geçmişteki zorlayıcı deneyimlerle ilişkili bazı kaygı belirtilerinde de değerlendirilebilir. Uygunluğu, kişinin yaşadığı güçlükler doğrultusunda belirlenir.
Kaygı için EMDR terapisi kaç seans sürer?
Seans sayısı kişinin ihtiyaçlarına, belirtilerin niteliğine, terapi hedeflerine ve sürecin ilerleyişine göre değişir. Değerlendirme yapılmadan kesin bir seans sayısı vermek doğru değildir.
EMDR sırasında geçmişte yaşadıklarımı anlatmak zorunda mıyım?
Geçmiş deneyimler terapi sürecinde ele alınabilir; ancak bütün ayrıntıların bir anda anlatılması gerekmez. Terapist kişinin hazır oluşunu ve ihtiyaçlarını dikkate alarak ilerler.
EMDR terapisi panik atak için uygulanabilir mi?
Panik belirtilerinin nedenleri öncelikle değerlendirilmelidir. Panik bozukluğunda bilişsel davranışçı terapi gibi kanıta dayalı yöntemler önemli seçeneklerdir. EMDR’nin uygunluğu, özellikle belirtilerle ilişkili travmatik deneyimler varsa ayrıca değerlendirilebilir.
EMDR terapisi sosyal kaygıda kullanılabilir mi?
Sosyal kaygıyla ilişkili geçmiş deneyimler bulunuyorsa EMDR değerlendirilebilir. Bununla birlikte sosyal kaygıya yönelik bilişsel davranışçı terapi ve maruz bırakma çalışmaları da önemli tedavi seçenekleridir.
EMDR terapisi sırasında göz hareketleri neden kullanılır?
Göz hareketleri, EMDR’de kullanılan çift yönlü uyarım yöntemlerinden biridir. Uygun durumlarda başka uyarım biçimleri de kullanılabilir. Göz hareketlerinin tek başına bütün terapötik etkiyi açıkladığı kesin olarak gösterilmiş değildir.
EMDR terapisi ile kaygı tamamen geçer mi?
Her birey için aynı sonucu garanti eden bir yöntem yoktur. EMDR bazı kişilerde belirli belirtilerin azalmasına yardımcı olabilir; sonuçlar kişisel ve klinik etkenlere göre değişir.
EMDR mi, bilişsel davranışçı terapi mi daha etkilidir?
Bu, kişinin yaşadığı soruna bağlıdır. Her iki yaklaşımın da farklı kullanım alanları vardır. Uygun yöntem, kişinin ihtiyaçları ve bilimsel kanıtlar doğrultusunda belirlenmelidir.
Psikolog seçerken nelere dikkat etmeliyim?
Mesleki yeterlilik, ilgili eğitimler, etik ilkeler, gizlilik ve sürecin açık biçimde anlatılması önemlidir. Ayrıca kişinin ihtiyaçlarının değerlendirilmesi ve terapi hedeflerinin belirlenmesi gerekir.
Sonuç: Kaygıyı anlamak ve uygun psikoterapi yaklaşımını belirlemek
Kaygı yaşamak, kişinin güçsüz olduğu veya hayatını doğru yönetemediği anlamına gelmez. Kaygı bazen geçmiş deneyimlerle, bazen güncel yaşam koşullarıyla, bazen de birden fazla etkenin bir araya gelmesiyle ilişkili olabilir.
Önemli olan, kaygının hangi durumlarda ortaya çıktığını ve günlük yaşamı nasıl etkilediğini anlamaktır. EMDR terapisi, uygun görülen durumlarda bu süreci ele almak için kullanılabilir. Başka durumlarda farklı psikoterapi yaklaşımları daha uygun olabilir.
Yazar: Klinik Psikolog Zeynep Feyza Uçan
Bu yazı genel bilgilendirme amacı taşır; bireysel psikolojik değerlendirme veya terapi yerine geçmez.


